İçeriğe geç
ANKARAÇocuk Ergen Psikiyatristi Randevu Al
Tanı ve Tedaviler

Otizm spektrum bozukluğu

Spektrum sözcüğü, otizmin tek bir görünüm değil, geniş bir yelpaze olduğunu anlatır. İki otizmli kişi birbirine hiç benzemeyebilir; ortak olan, sosyal iletişimde ve davranış örüntülerinde görülen belirli özelliklerdir.

Spektrum ne anlama geliyor?

Eskiden otizm, Asperger sendromu ve yaygın gelişimsel bozukluk gibi farklı adlarla anılan tablolar, bugün tek bir çatı altında “otizm spektrum bozukluğu” olarak tanımlanıyor. Bu değişiklik, aralarındaki farkların bir süreklilik içinde olduğunu ve keskin sınırlarla ayrılamadığını gösteren bilimsel bulgulara dayanıyor.

Spektrumun bir ucunda konuşmayan, günlük yaşamda yoğun desteğe ihtiyaç duyan çocuklar; diğer ucunda ise akıcı konuşan, akademik olarak başarılı ama sosyal ilişkilerde ve esneklik gerektiren durumlarda zorlanan gençler yer alır. Arada ise çok çeşitli görünümler bulunur. Bu nedenle “otizmli bir çocuk tanıyorsanız, yalnızca bir otizmli çocuk tanıyorsunuz” sözü sıkça kullanılır.

Ergenlik dönemine özgü konular için otizm ve ergenlik sayfamıza da göz atabilirsiniz.

Tanının iki temel alanı

Otizm spektrum bozukluğu tanısı, iki alandaki özelliklerin erken gelişim döneminden itibaren var olmasına ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesine dayanır.

1. Sosyal iletişim ve etkileşim

  • Karşılıklı sosyal-duygusal etkileşim: Sohbet başlatma ve sürdürmede güçlük, ilgi ve duyguları paylaşmada farklılık, sosyal yaklaşımların alışılmadık olması.
  • Sözsüz iletişim: Göz teması, jestler, yüz ifadeleri ve beden dilini kullanma ve anlamada farklılık.
  • İlişki kurma ve sürdürme: Davranışı farklı sosyal ortamlara uyarlamada, hayali oyunu paylaşmada ve arkadaş edinmede güçlük ya da yaşıtlara karşı ilginin az olması.

2. Sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlar, ilgiler ve etkinlikler

  • Tekrarlayıcı hareketler ve konuşma: El çırpma, sallanma, nesneleri dizme, duyulan sözleri tekrarlama.
  • Aynılık isteği: Rutinlere sıkı bağlılık, küçük değişikliklerde yoğun sıkıntı, katı düşünme biçimleri.
  • Yoğun ve sınırlı ilgiler: Belirli konulara olağandışı yoğunlukta ve derinlikte ilgi.
  • Duyusal farklılıklar: Seslere, dokulara, ışıklara karşı aşırı hassasiyet ya da duyarsızlık; belirli duyusal deneyimlere karşı yoğun ilgi.
Atölyede robot yapan genç ve rehberi, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin sosyal becerilerini geliştiriyor.

Destek düzeyleri

Tanı sırasında, her iki alanda kişinin ne kadar desteğe ihtiyaç duyduğu da belirlenir. Üç düzeyde tanımlanan bu ihtiyaç, kişinin değeri ya da kapasitesiyle ilgili bir etiket değil, o dönemde hangi yoğunlukta destek gerektiğini gösteren bir rehberdir. Destek ihtiyacı yaşla, ortamla ve alınan eğitimle değişebilir.

Yaşa göre belirtiler

Bebeklik ve erken çocukluk

  • Adı söylendiğinde dönüp bakmama
  • İşaret parmağıyla gösterme ve gösterilen yere bakma davranışının gelişmemesi
  • Sosyal gülümseme ve göz temasında azlık
  • Ses ve hareket taklidinin az olması
  • Konuşmanın gecikmesi ya da edinilmiş sözcüklerin kaybolması
  • Oyuncaklarla işlevine uygun oynamak yerine çevirme, dizme gibi tekrarlayıcı oyunlar

Okul çağı

  • Arkadaş edinmekte ve grup oyunlarına katılmakta zorlanma
  • Konuşmanın kendi ilgi alanları etrafında dönmesi
  • Kuralların harfiyen uygulanması, esnek olamama
  • Ani değişikliklerde yoğun tepkiler
  • Okul ortamındaki ses ve kalabalıktan rahatsızlık

Ergenlik

  • Karmaşıklaşan sosyal ilişkilerde yalnız kalma
  • Maskeleme nedeniyle yorgunluk ve tükenmişlik
  • Kaygı ve depresyon gibi eşlik eden durumların belirginleşmesi
  • Bağımsızlığa geçişte desteğe ihtiyaç duyma

Neden olur?

Otizmin ortaya çıkışında genetik etkenler çok güçlü bir rol oynar. Pek çok gen, beynin erken gelişimini etkileyerek otizm yatkınlığına katkıda bulunur. İleri ebeveyn yaşı, çok erken doğum ve gebelikteki bazı etkenler de riski artırabilir. Aşıların otizme yol açmadığı, geniş kapsamlı araştırmalarla gösterilmiştir. Ebeveynlik tarzı ya da ailenin ilgisi otizme neden olmaz.

Tanı nasıl konur?

Otizm spektrum bozukluğu tanısı tek bir kan testi ya da görüntüleme yöntemiyle konmaz. Tanı, deneyimli bir çocuk ve ergen psikiyatristinin yaptığı kapsamlı bir klinik değerlendirmeye dayanır:

  1. Gelişim öyküsü: Gebelikten bugüne kadar iletişim, oyun, sosyal ilgi ve davranış özellikleri ayrıntılı olarak sorulur.
  2. Doğrudan gözlem: Çocukla ya da gençle oyun ve sohbet ortamında zaman geçirilir.
  3. Yapılandırılmış gözlem araçları: ADOS-2, farklı yaş ve dil düzeylerine göre tasarlanmış modülleriyle sosyal iletişim ve oyun davranışlarını standart bir biçimde değerlendirir.
  4. Ek değerlendirmeler: İşitme testi, dil ve konuşma değerlendirmesi, gelişim ya da zekâ testleri ve gerekli durumlarda genetik ve nörolojik değerlendirmeler.

Değerlendirmede otizme benzeyebilen ya da onunla birlikte görülebilen durumlar da ayırt edilir: dil gelişim bozukluğu, işitme kaybı, sosyal kaygı, dikkat eksikliği, zihinsel yetersizlik ve erken dönemde yaşanan ağır ihmal gibi.

Erken tanının önemi

Otizm ne kadar erken fark edilirse, destek de o kadar erken başlar. Beynin en esnek olduğu ilk yıllarda başlanan yoğun ve yapılandırılmış eğitim programları, iletişim ve sosyal becerilerin gelişimini belirgin biçimde destekler. Bu nedenle on sekiz ay ile iki yaş arasında dil ve sosyal iletişimde uyarıcı işaretler fark eden ailelerin beklemeden değerlendirme istemesi önemlidir.

Destek ve tedavi yaklaşımları

Otizm spektrum bozukluğunda destek, kişinin yaşına, destek düzeyine ve ailenin ihtiyaçlarına göre bireysel olarak planlanır:

  • Erken yoğun eğitim: Davranışsal ve gelişimsel temelli, yapılandırılmış programlar.
  • Dil ve konuşma terapisi: İletişim becerilerinin geliştirilmesi; gerektiğinde resimli ya da elektronik iletişim araçları.
  • Ergoterapi: Duyusal düzenleme ve motor beceriler.
  • Özel eğitim: Okul çağında bireyselleştirilmiş eğitim programları.
  • Ebeveyn eğitimi: Ailelerin evde iletişimi destekleyecek yöntemleri öğrenmesi; bu konuda ebeveyn danışmanlığı görüşmeleri.
  • Psikoterapi: Daha büyük çocuklarda ve ergenlerde kaygı ve duygu düzenleme için uyarlanmış bilişsel davranışçı terapi.
  • İlaç tedavisi: Otizmin temel özelliklerini değiştiren bir ilaç yoktur; ancak yoğun öfke patlamaları, kendine zarar verme, uyku sorunları, dikkat eksikliği ya da kaygı gibi eşlik eden durumlarda ilaç tedavisi yaşam kalitesini belirgin biçimde artırabilir.

Bilimsel kanıtı olmayan ve zaman zaman zarar verebilen yöntemler konusunda ailelerin dikkatli olması gerekir. Mucize vaat eden diyetler, takviyeler ya da uygulamalar hakkında karar vermeden önce mutlaka hekiminizle konuşun.

Kız çocuklarında ve ergen kızlarda otizm

Otizm uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak erkek çocuklarda tanındı. Bugün kız çocuklarında otizmin daha sessiz bir biçimde görülebildiği ve bu yüzden sık gözden kaçtığı biliniyor. Kızlar sosyal davranışları gözlemleyip taklit etmekte daha başarılı olabilir; ilgi alanları ise yaşıtlarınınkine daha benzer görünebilir, örneğin hayvanlar, kitaplar ya da belirli bir dizi. Bu nedenle bazı kızlar ancak ergenlikte, kaygı, yeme sorunları ya da tükenmişlik gibi tablolarla başvurduklarında otizm açısından değerlendirilir. Değerlendirmede bu farklı görünüm özellikle göz önünde bulundurulur.

Sık sorulan sorular

Otizm spektrum bozukluğu hangi yaşta tanınabilir?

Belirtiler çoğunlukla ilk iki yıl içinde fark edilir ve deneyimli uzmanlar tarafından iki yaş civarında güvenilir bir tanı konabilir. Belirtileri daha hafif olan çocuklarda ve gençlerde ise tanı okul çağına, hatta ergenliğe kadar gecikebilir.

Asperger sendromu artık yok mu?

Eskiden Asperger sendromu olarak tanımlanan tablo, bugün otizm spektrum bozukluğu içinde, dil gelişimi yaşına uygun ve destek ihtiyacı daha düşük bir görünüm olarak değerlendirilir. Bazı kişiler kendilerini tanımlarken hâlâ bu adı kullanmayı tercih edebilir.

Kardeşlerde otizm görülme olasılığı artar mı?

Otizmli bir çocuğun kardeşlerinde otizm görülme olasılığı genel topluma göre daha yüksektir. Bu nedenle küçük kardeşlerin gelişiminin dikkatle izlenmesi ve gerekli görülürse erken değerlendirme yapılması önerilir.

Tanı konduktan sonra ne kadar sıklıkla kontrole gelmek gerekir?

Kontrol sıklığı, çocuğun yaşına, eşlik eden durumlara ve kullanılan tedavilere göre değişir. Gelişim hızlı ilerlediği için ilk yıllarda daha sık, sonra daha seyrek izlem planlanır.