İçeriğe geç
ANKARAÇocuk Ergen Psikiyatristi Randevu Al
Tanı ve Tedaviler

Ergenlerde sosyal anksiyete bozukluğu

Herkesin sana baktığını, söylediğin her sözün tartıldığını hissediyorsan ve bu yüzden pek çok şeyden uzak duruyorsan, yaşadığın şey utangaçlıktan fazlası olabilir.

Utangaçlık ile sosyal kaygı arasındaki çizgi

Bazı insanlar doğuştan daha sessiz ve çekingendir. Yeni bir ortama ısınmaları zaman alır, kalabalık yerine birkaç yakın arkadaşı tercih ederler. Bu bir kişilik özelliğidir ve kendi başına bir sorun değildir. Sosyal anksiyete bozukluğu ise başka bir şeydir: Başkalarının önünde mahcup olma, yanlış bir şey söyleme, kızarma ya da “garip” görünme korkusu o kadar yoğundur ki genç, istediği şeyleri yapamaz hâle gelir.

Belki sınıfta cevabı bildiğin hâlde parmak kaldıramıyorsun. Kantinde tek başına sıraya girmek, telefonda konuşmak, bir mağazada bir şey sormak bile günler öncesinden içini daraltıyor. Bir buluşmaya gitmek istiyorsun ama “Ya ne konuşacağımı bilemezsem?” düşüncesi seni evde tutuyor. Sonra da gitmediğin için kendine kızıyorsun. Bu döngü tanıdık geliyorsa, yalnız değilsin. Sosyal kaygı, ergenlikte en sık görülen kaygı türlerinden biridir.

Neden ergenlikte bu kadar sık?

Ergenlik, başkalarının gözünde nasıl göründüğümüzün önem kazandığı bir dönemdir. Beyin, sosyal kabul ve dışlanma sinyallerine karşı çok daha duyarlı hâle gelir. Arkadaş grubunda yer edinmek, sosyal medyadaki görünürlük, ilk romantik ilgiler… Hepsi “Beni nasıl buluyorlar?” sorusunu öne çıkarır. Bu duyarlılık herkeste vardır; ama mizaç olarak daha çekingen olan, daha önce alay edilmiş ya da dışlanmış gençlerde aşırı bir kaygıya dönüşebilir.

Kafede sipariş veren çocuk ve izleyen babası, ergenlerde sosyal anksiyete bozukluğu aşma çabasını gösteriyor.

Sosyal kaygı nasıl hissettirir?

Düşüncelerde

  • “Herkes kızardığımı fark edecek.”
  • “Aptalca bir şey söyleyeceğim ve benimle dalga geçecekler.”
  • “Sesim titrerse ne kadar gergin olduğumu anlarlar.”
  • Bir sosyal durumdan sonra saatlerce, hatta günlerce “Neden öyle dedim?” diye o anı zihinde tekrar tekrar oynatmak.

Bedende

Kızarma, terleme, el titremesi, sesin titremesi ya da kısılması, kalp çarpıntısı, mide bulantısı, zihnin boşalması. Bu belirtiler fark edilme korkusunu daha da artırır ve bir kısır döngü oluşur.

Davranışlarda

  • Sözlü sunumlardan, derse katılımdan, grup çalışmalarından kaçınma
  • Telefonla konuşmamak, yalnızca mesajlaşmayı tercih etmek
  • Toplu yerlerde yemek yememek
  • Okula geç gitmek ya da hiç gitmemek
  • Sosyal etkinliklere çağrıldığında bahaneler bulmak

Güvenlik davranışları

Sosyal kaygısı olan gençler, kaçınamadıkları durumlarda kendilerini korumak için küçük stratejiler geliştirir: Yüzünü saçlarıyla kapatmak, göz teması kurmamak, söyleyeceklerini kafasında defalarca prova etmek, kalabalıkta telefona bakmak, hep aynı arkadaşın yanında durmak. Bunlar o anda rahatlatır; ama aynı zamanda “Bu önlemleri almasaydım rezil olurdum” inancını güçlendirerek kaygının sürmesine katkıda bulunur.

Sosyal kaygının bedeli

Tedavi edilmeyen sosyal kaygı, zamanla gencin dünyasını daraltır. Arkadaşlık kurma fırsatları kaçar, okul başarısı sözlü katılım ve sunumlar nedeniyle düşebilir, üniversite ve meslek tercihleri “insanlarla en az karşılaşacağım yer” ölçütüyle yapılabilir. Yalnızlık ve kendini yetersiz hissetme, depresyona zemin hazırlayabilir. Bazı gençler sosyal ortamlarda rahatlamak için alkol ya da başka maddelere yönelebilir. Bu nedenle sosyal kaygının erken fark edilmesi ve tedavi edilmesi çok önemlidir.

Değerlendirmede neler olur?

İlk görüşmede hangi sosyal durumların seni zorladığı, bu durumlarda aklından neler geçtiği, bedeninde neler hissettiğin, nelerden kaçındığın ve hangi güvenlik davranışlarını kullandığın ayrıntılı olarak konuşulur. Aileden ve gerekirse okuldan alınan bilgiler, tablonun genişliğini anlamaya yardımcı olur.

Değerlendirmede sosyal kaygıya benzeyebilen ya da onunla birlikte görülebilen durumlar da göz önünde bulundurulur. Otizm spektrum bozukluğunda sosyal iletişimin sezgisel olarak anlaşılmasında güçlük vardır; sosyal kaygıda ise kurallar bilinir ama yargılanma korkusu ön plandadır. Akran zorbalığına maruz kalan bir gencin okuldan kaçınması da farklı bir müdahale gerektirir. Yaygın kaygı ve depresyon da sık eşlik eden durumlardır.

Tedavi nasıl ilerler?

Bilişsel davranışçı terapi

Sosyal anksiyete bozukluğunda en güçlü kanıta sahip yöntem bilişsel davranışçı terapidir. Terapide şu adımlar üzerinde çalışılır:

  1. Kaygıyı anlamak: Sosyal kaygının nasıl çalıştığını, bedensel belirtilerin nereden geldiğini ve kaçınmanın kaygıyı nasıl büyüttüğünü öğrenmek.
  2. Düşünceleri sınamak: “Herkes bana bakıyor” ya da “Kızarırsam rezil olurum” gibi düşüncelerin ne kadar gerçekçi olduğunu birlikte incelemek. İnsanların aslında başkalarını ne kadar az fark ettiğini gösteren küçük deneyler yapmak.
  3. Dikkati yeniden yönlendirmek: Sosyal durumlarda dikkatin kendi bedenine ve görüntüne kilitlenmesi yerine, karşındaki kişiye ve konuşmaya yönelmesini çalışmak.
  4. Güvenlik davranışlarını bırakmak: Saklanma ve prova gibi stratejileri adım adım azaltmak.
  5. Kademeli yüzleşme: Kolaydan zora doğru sıralanmış sosyal durumlarla planlı biçimde karşılaşmak. Örneğin önce bir mağazada fiyat sormak, sonra sınıfta kısa bir soru sormak, ardından küçük bir grupta fikir söylemek.

Grup terapileri de sosyal kaygıda çok etkili olabilir; çünkü grup, yeni becerilerin güvenli bir ortamda denenmesine olanak sağlar.

Sosyal beceri desteği

Bazı gençler uzun süre sosyal ortamlardan kaçındıkları için sohbet başlatma, sürdürme ya da bir gruba katılma gibi becerileri pratik etme fırsatı bulamamıştır. Bu becerilerin terapi içinde çalışılması özgüveni artırır.

İlaç tedavisi

Sosyal kaygı yoğun olduğunda, terapiye katılmak bile çok zor olduğunda ya da eşlik eden depresyon bulunduğunda ilaç tedavisi önerilebilir. İlaç, kaygının yoğunluğunu azaltarak terapide öğrenilen becerilerin uygulanmasını kolaylaştırır.

Kendin için deneyebileceklerin

  • Küçük deneyler yap: Bir hafta boyunca her gün küçük bir sosyal adım at: kasada göz teması kurmak, bir arkadaşa ilk mesajı atmak, derste kısa bir soru sormak.
  • Sonrası analizi bırak: Bir sosyal durumdan sonra zihnin o anı tekrar tekrar oynatıyorsa, bunu fark et ve dikkatini başka bir etkinliğe yönelt.
  • Karşındakine odaklan: Konuşurken kendi yüzünün kızarıp kızarmadığına değil, karşındakinin anlattığına dikkat et.
  • Kendine adil davran: Bir arkadaşın aynı durumu yaşasa ona ne derdin? Aynı cümleyi kendine de söyle.

Ebeveynler için

Sosyal kaygısı olan bir genci zorlayıcı durumlardan korumak, onun adına telefon açmak ya da her sosyal davette bahane bulmasına izin vermek doğal bir şefkat tepkisidir. Ancak bu yaklaşım uzun vadede kaçınmayı güçlendirir. Bunun yerine gencinizin kaygısını ciddiye alıp onu küçük ve yönetilebilir adımlar atmaya cesaretlendirmek daha yararlıdır. Çabasını takdir etmek, sonuçtan bağımsız olarak denediği her adımı fark etmek, ona güç verir. Gencinizi başkalarının önünde eleştirmekten ya da “Neden bu kadar utangaçsın?” gibi yorumlardan kaçınmak da önemlidir.

Sık sorulan sorular

Sosyal kaygı yaşla birlikte geçer mi?

Hafif utangaçlık yaşla birlikte azalabilir. Ancak sosyal anksiyete bozukluğu tedavi edilmediğinde çoğu zaman yetişkinliğe uzanır ve yaşamın pek çok alanını kısıtlar. Erken tedavi, uzun süreli etkileri önlemede çok değerlidir.

Sosyal medya sosyal kaygıyı artırır mı?

Sosyal medya, yüz yüze iletişimin yerine geçtiğinde kaçınmayı kolaylaştırabilir. Sürekli karşılaştırma ve beğeni beklentisi de kaygıyı besleyebilir. Öte yandan bazı gençler için sosyal medya, ilk bağlantıları kurmanın daha az kaygı verici bir yolu olabilir. Önemli olan, yüz yüze ilişkilerin de korunmasıdır.

Sınıfta sunum yapmamak için okuldan izin almak doğru mu?

Kısa süreli düzenlemeler kaygının çok yoğun olduğu dönemlerde yardımcı olabilir. Ancak sunumların tamamen kaldırılması, kaçınmayı kalıcı hâle getirebilir. Daha iyi bir yol, sunumun küçük bir grupla ya da önce öğretmene yapılması gibi kademeli düzenlemelerdir.

Tedavi ne kadar sürer?

Sosyal kaygıya yönelik bilişsel davranışçı terapi genellikle birkaç ay süren haftalık görüşmelerle yürütülür. Gencin ev çalışmalarına ve kademeli yüzleşme adımlarına katılımı, iyileşme hızını belirgin biçimde etkiler.