İçeriğe geç
ANKARAÇocuk Ergen Psikiyatristi Randevu Al
Tanı ve Tedaviler

Ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk

İstemediğin düşünceler aklına takılıyor ve onlardan kurtulmak için bir şeyleri tekrar tekrar yapmak zorunda hissediyorsan, bu bir karakter özelliği değil, tedavi edilebilen bir durumdur.

Kimseye anlatamadığın düşünceler

OKB yaşayan pek çok genç, yıllarca kimseye bir şey söylemez. Çünkü aklına gelen düşünceler ona utanç verici, korkunç ya da “deli” gibi görünür. Birine zarar verme düşüncesi, dini ya da ahlaki açıdan kabul edilemez bulunan imgeler, cinsel içerikli istenmeyen düşünceler ya da “Ya gerçekten kötü biriysem?” sorusu… Bu düşünceler ne kadar itici gelirse, zihinden atılmaları o kadar zorlaşır.

Önce şunu bilmelisin: Bu düşünceler senin kim olduğunu göstermez. Aksine, onlardan bu kadar rahatsız olman, bu düşüncelerin senin değerlerine ne kadar ters düştüğünü gösterir. OKB'de beyin, herkesin zaman zaman aklından geçen tuhaf düşünceleri “tehlike” olarak etiketler ve onlara takılı kalır.

OKB nasıl çalışır?

OKB iki parçadan oluşur:

  • Obsesyonlar: İstemeden zihne giren, rahatsızlık veren ve kaygı yaratan düşünceler, imgeler ya da dürtülerdir. Kişi bunların mantıksız olduğunu çoğu zaman bilir, ama kurtulamaz.
  • Kompulsiyonlar: Obsesyonların yarattığı kaygıyı azaltmak ya da korkulan bir şeyin olmasını önlemek için yapılan tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir.

Kompulsiyonlar kısa süreli bir rahatlama sağlar. Ama bu rahatlama, beyne “Ritüel olmasaydı kötü bir şey olacaktı” mesajını verir ve döngü güçlenir. Zamanla ritüeller uzar, sayısı artar ve günün önemli bir bölümünü kaplamaya başlar.

Uzman doktorun odasında bilgi alan ebeveynler, ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk ile başa çıkma yollarını öğreniyor.

Ergenlerde sık görülen OKB biçimleri

OKB'nin içeriği kişiden kişiye çok değişir. Ergenlerde sık karşılaşılan temalar şunlardır:

  • Bulaşma ve temizlik: Mikrop kapma, hastalık bulaştırma korkusu; uzun süren el yıkama, duş ritüelleri, belirli eşyalara dokunmaktan kaçınma.
  • Kontrol: Kapının kilitli olup olmadığını, ocağın kapandığını, mesajda yanlış bir şey yazılmadığını defalarca kontrol etme.
  • Simetri ve “tam olma” hissi: Eşyaların belirli bir düzende durması, bir hareketin “doğru hissettirene kadar” tekrarlanması, yazının silinip yeniden yazılması.
  • Zarar verme düşünceleri: Sevdiklerine istemeden zarar verme korkusu; bıçaklardan uzak durma, yalnız kalmaktan kaçınma.
  • Ahlaki ve dini kaygılar: Günah işlediği ya da yanlış bir şey yaptığı korkusu, sürekli itiraf etme ve güvence isteme ihtiyacı.
  • Cinsel içerikli istenmeyen düşünceler: Gencin cinsel kimliği ya da uygunsuz davranışlarla ilgili yoğun şüpheler.
  • İlişki ve kimlik şüpheleri: Bir duyguyu “gerçekten” hissedip hissetmediğini sürekli sorgulama.

Görünmeyen ritüeller

Her kompulsiyon dışarıdan görülmez. Zihinde belirli sözcükleri tekrar etmek, “kötü” bir düşünceyi “iyi” bir düşünceyle nötrlemek, olayları zihinde defalarca gözden geçirmek, sürekli internette araştırma yapmak ya da ailesinden “Değil mi, bir şey olmaz değil mi?” diye güvence istemek de kompulsiyon olabilir. Bu tür zihinsel ritüeller nedeniyle bazı gençlerin OKB'si uzun süre fark edilmez.

Ergenlikte OKB'nin etkileri

OKB ergenin okul yaşamını, arkadaşlıklarını ve aile içi ilişkileri belirgin biçimde etkileyebilir. Ödevler, “mükemmel” olmadığı için defalarca baştan yazılır; sabah hazırlığı ritüeller yüzünden saatler sürer; arkadaş evine gitmek, bulaşma kaygısı yüzünden imkânsız hâle gelir. Aile üyeleri de çoğu zaman farkında olmadan ritüellere katılır: Gencin istediği güvenceyi verir, belirli eşyaları ona dokunmadan getirir, kapıları onun için kontrol eder. Bu durum kısa vadede evdeki gerginliği azaltsa da uzun vadede OKB'yi besler.

OKB yaşayan gençlerde kaygı bozuklukları, depresyon ve tik bozuklukları da daha sık görülür.

Değerlendirme

OKB değerlendirmesinde ilk adım, gencin yaşadıklarını utanmadan anlatabileceği güvenli bir ortam oluşturmaktır. Psikiyatristin, bu tür düşünceleri daha önce pek çok gençten duyduğunu bilmek, anlatmayı kolaylaştırır. Görüşmede obsesyonların ve kompulsiyonların içeriği, bunlara harcanan zaman, yarattığı sıkıntı ve kaçınılan durumlar ayrıntılı olarak ele alınır.

Belirtilerin şiddetini ölçmek ve tedavi sürecinde değişimi izlemek için Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği kullanılır. Bu ölçek, tedavinin işe yarayıp yaramadığını sayılarla takip etmeyi sağlar ve motivasyonu destekler.

Ani başlayan ve çok şiddetli OKB belirtilerinde, özellikle yakın zamanda geçirilmiş bir enfeksiyon öyküsü varsa, çocuk sağlığı ve çocuk nörolojisiyle iş birliği içinde ek değerlendirmeler planlanabilir.

Tedavi: kaçmak yerine yüzleşmeyi öğrenmek

Maruz bırakma ve tepki önleme

OKB tedavisinde en güçlü kanıta sahip yöntem, bilişsel davranışçı terapi içinde yer alan maruz bırakma ve tepki önleme çalışmasıdır. Bu yöntemde, kaygı yaratan durumlarla planlı ve kademeli olarak karşılaşırsın; bu sırada ritüeli yapmamayı denersin. İlk başta kaygı yükselir; ama ritüel yapılmadığında, kaygının bir süre sonra kendiliğinden azaldığını deneyimlersin. Bu deneyim tekrarlandıkça beyin, obsesyonun bir tehlike olmadığını yeniden öğrenir.

Çalışmanın hızını sen belirlersin. Önce kaygı yaratan durumlar en kolaydan en zora doğru bir merdiven gibi sıralanır. En alt basamaktan başlanır, başarı geldikçe yukarı çıkılır. Hiçbir zaman hazır olmadığın bir adıma zorlanmazsın.

OKB'ye bir isim vermek

Bazı gençler, OKB'yi kendilerinden ayırmak için ona bir isim verir ya da onu sinir bozucu bir yan karakter gibi düşünür. “Bu ben değilim, OKB konuşuyor” diyebilmek, düşüncelere karşı mesafe kazanmayı kolaylaştırır. Bu mesafe, kabul ve kararlılık terapisinde de çalışılan önemli bir beceridir: Düşünceleri yok etmeye uğraşmak yerine, onları fark edip yoluna devam edebilmek.

İlaç tedavisi

Orta ve ağır OKB'de ya da terapinin tek başına yeterli olmadığı durumlarda ilaç tedavisi önerilebilir. OKB'de kullanılan ilaçların etkisi genellikle daha yavaş ortaya çıkar ve etkili dozlar kaygı tedavisindekinden yüksek olabilir. Terapi ve ilacın birlikte kullanılması, ağır OKB'de en iyi sonucu verir.

Ailenin katılımı

OKB tedavisinde aile, değişimin önemli bir ortağıdır. Ailenin ritüellere katılımını yavaş yavaş ve gençle anlaşarak azaltması gerekir. Bu süreç, gence karşı sert bir tavır almak değil, OKB'ye karşı birlikte durmak anlamına gelir. Aile temelli tedavi görüşmelerinde bu adımlar birlikte planlanır.

Kendin için yapabileceklerin

  • Güvence istemeden önce birkaç dakika beklemeyi dene; kaygının biraz düşüp düşmediğini gözle.
  • Düşünceyle tartışmak yerine “Bu bir OKB düşüncesi” diye adlandır.
  • Ritüelleri bir anda bırakmaya çalışma; küçük bir değişiklikle başla, örneğin el yıkama süresini biraz kısalt.
  • Uyku ve düzenli hareket, kaygı düzeyini genel olarak düşürür.

Ebeveynler için

Gencinizin ritüellerini izlemek, ona yardım etmek için güçlü bir istek uyandırır. Ancak sürekli güvence vermek ya da ritüellere katılmak OKB'yi besler. Öte yandan ritüelleri zorla engellemeye çalışmak ya da öfkeyle tepki vermek de çatışmayı artırır. En sağlıklı yol, gencinizle ve terapistle birlikte belirlenen bir plan doğrultusunda, katılımınızı adım adım azaltmaktır. Gencinizin çabasını fark etmek ve küçük ilerlemeleri takdir etmek, süreci kolaylaştırır.

Sık sorulan sorular

Takıntılı düşünceleri olan herkes OKB mi?

Hayır. İnsanların çoğunun aklından zaman zaman tuhaf ya da rahatsız edici düşünceler geçer. OKB'de bu düşünceler çok sık gelir, yoğun kaygı yaratır, ritüellere yol açar ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkiler.

OKB tamamen geçer mi?

OKB tedaviye iyi yanıt veren bir durumdur. Pek çok gençte belirtiler belirgin biçimde azalır ve yaşam kalitesi yeniden yükselir. Stresli dönemlerde belirtiler artabilir; bu nedenle tedavide öğrenilen becerilerin uzun süre kullanılması önemlidir.

Aklıma gelen kötü düşünceleri gerçekten yapar mıyım?

OKB'de görülen zarar verme düşünceleri, kişinin istekleriyle değil korkularıyla ilgilidir. Bu düşünceler yoğun rahatsızlık yarattığı için kişi tam tersine onları önlemeye çalışır. Bu konuyu görüşmede rahatça konuşabilirsin.

Tedavi ne kadar sürer?

Maruz bırakma ve tepki önleme çalışması genellikle haftalık görüşmelerle birkaç ay sürer. İlaç tedavisi başlanırsa, etkinin değerlendirilmesi için daha uzun bir süre gerekebilir. İlerleme düzenli ölçümlerle izlenir.